Yemeğe gittim, güzel vakit geçirdim, harika şeyler yedim, keyifle eve geldim, duşumu aldım, O'na "Yarın görüşelim" diye bir mesaj attım, yattım.
Ağlamaya başladım. Tam o sırada O aradı. Açtım, ağlayarak. Kafası iyi, evde ot alemi...
Korktu ağladığımı duyunca, üzüldü bir de gerizekalı.
"Ev arkadaşım yeni sevgilisiyle tavşan styla yaşadığından eve uğramıyor. Tesisat sorunları hiç bitmiyor. Ev şantiye halinde. Gece kafasını yastığa koyduğunda aklına geldiğim tek insan annem ve o da çok uzakta. Sevdiğim herşey geçmişte kaldı. Gelecekte beni cezbeden hiçbirşey yok ve bunları konuşacak kimsem yok." dedim.
Üzüldü salak. "Bilseydim gelirdim. Neden hiçbir şey söylemedin? Neden bu hale gelene kadar anlatmıyorsun hiçbir şeyi? Bir telefonuna yanındaydım oysa, çok yalnız bıraktık değil mi seni?" dedi. Gelmezdi halbuki. "Saçma şeylere üzülüyorsun, regl vaktin mi geldi?" derdi. "Gelmezdin ki!" diyemedim.
Beni teselli edişini dinledim. Cevap vermedim, tartışmadım. Kendisinin bile söylerken inanmadığı şeylere inanıyormuş gibi yaptım.
Uykuya daldım. Gerçekten... Uykuya daldım!








