tepkili vatandaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tepkili vatandaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2010 Cuma

Mustang Sally


Milliyet çok acaip bir gazete. Yani hürriyet de okuyorum mesela ama o bile bu kadar tuhaf gelmiyor. Gerçi bir an düşündüm de... Hürriyet bir gazete olarak kafamda meşrulaşmaya başladığına göre, gri hücrelerim yavaş yavaş peynir kıvamına geliyor demektir. Ürktüm! Neyse canım, ben başka bir şeyden bahsediyorum. Milliyet diyorum, akıllara zarar maşallah! Tabi ki meşhuuuur foto galerisinden bahsetmeye lüzüm dahi yok! Bugün gördüğüm şu albüm yüzünden ofisteki herkes manik olduğuma kanaat getirdi. Çünkü sandalyemden düşene dek güldüm kendi kendime. Ama allah rızası için bir bakın yaa! Resmen Bülent Ersoy olum bu!!! Sanki Bülent Ersoy, Hande Yener'e "Hacıt üstüme giyecek iki parça bir şey veriver de ben bir boy İngiltere yapıp geleyim." demiş gibi. Ay hala gülüyorum ya baktıkça...


Akabindeyse şöyle birşey buldum. Bıçak gibi kesiliverdi gülmem. Sonra diyorlar ki yok efendim bloglarda hep bir tepki bir agresyon... [Telekinesis bu lafım sana!] İyi de sinirlenmekte haksız mıyım a dostlar? Bu ne şimdi a.k? Sen uçan fil Dumbo'nun ayakları yere basan versiyonuyken taşing kıvamına gel, sonra da çık meydana bikir bikir öt: Ay dombul dombul memelerim de ne güzeldi de, kıvrımlarım da bilmem ne! Hadi leeeeyn! Hırıspı seniii! Hiç sevmediğim pis ayaklar bunlar. Ha hevesle başladığım diyet her leziz sofrada suya düşüyor olabilir ve sinirim bundan sebep de olabilir ama gene de yalan dolan beyanlar bunlar ya! Sinirimi zıplattı sabah sabah.





Bu arada Sonisphere 2011 diye söylenti zıbırtmışlar. Bir line-up var ki "Biri bizle t.şak geçiyor" dedirten cinsten. Kesin kafaya alınıyoruz ama haydi hayırlısı, dedikleri doğru çıkarsa hacı oluruz allahıma. Çıkmazsa da canları sağolsun. Onun yerine paraya kıyar Bon Jovi ile avunuruz. Ön sıralardan sahneye doğru el-kol uzatan gözü yaşlı ergen kız tribine bağlarız, değişiklik olur.



=> Gideri yüksek, götürülebilitesi düşük bu gibi adamlar kalbimi kırıyor!




O değil de... Ben dün tavuk suyuna makarna yaptım. Vallahi bayağı hoş oldu. Böyle tavuklarla makarnalar aynı suyun içinde pişiyor, sonra makarna o suyu çekiyor falan... Böyle anlatınca epey iğrenç durdu, midem bulandı valla ama yerken çok hoştu be. Acı falan da koydum biraz. Gelsin baharatlar, gitsin çeşniler... Ooh miss! Yemek yapmaya başlamak distimik hayatımdan sıyrılma çabalarımın ilk basamağını oluşturuyor. Afferim lan bana.
MB sana puanım 9!

[Friends sevgim hakkındaysa konuşmak dahi istemiyorum. Öyle böyle değil zira kendisi! Belki bir gün ayrı bir yazı yazarım bununla alakalı.]

Öperim canlar...





 



 

19 Ekim 2010 Salı

Humanism Sucks!

Gündem başlıklarından kısa kısa...

  • Kadınlarda or.spuluk switch'inin doğuştan "on" geldiğini kabul etmek femme familyasının da lehine diye düşünmekteyim. Zira bu şekilde tüm erkeklerin doğuştan or.spu çocuğu olduğu da açıklığa kavuşmuş oluyor.
  • Oyuncak arabaları "Dışş dışş" efektiyle çarpıştırarak eğlenen oğlan bebelerle, Call of Duty'deki askerleri "A.ına koduğumun i.neleri" efektiyle çarpıştıran herifler arasındaki paralellik erkek gelişim(!)inin ne de güzel örneği!

  • Barbie'yi giydirip süsleyip Ken'in koynuna sokan kız çocukları büyüyünce ayna karşısında saatlerce hazırlanıp kendilerini sokacak erkek koynu avlamaya çıkıyorlar ki bu da kadının gelişim(!)idir bence.

  • "Sizin de EQ'nuz yüksek cicim" diye uyutulan eksik IQ'lu dişi ahalisinin nasıl olup da dünyayı parmağında oynattığını sadece şu teoriyle açıklayabiliyorum: Erkeklerde bu ve şu arasındaki senkron bozukluğu! İkisi aynı anda çalışamıyor olsa gerek.

  • Deyişin doğrusu "Karun kadar zengin olacağına fındık kadar a.ın olsun" mudur yoksa "Dünya kadar aklın olacağına fındık kadar a.ın olsun" mudur diye tartışırken geçen gün, farkettik ki lafın girizgahına x değişkeni koymak kafi. Zaten x yerine ne koysan söz doğruluğunu koruyor.

Esenlikler dilerim...

22 Eylül 2010 Çarşamba

Sinirliyim Bu Kez*

Hayatını başkalarının otuz bir malzemesi olmaktan korkarak ve yaşantısını buna göre sınırlandırarak geçiren genç bayanlara ne kadar üzülüyorsam, "Selam, ben Pelinsu. fizikte 3.sıfa geçtim bu yıl." cümlesine çadır kuran adam müsveddelerine de o kadar sinirleniyorum.
"Cümlede geçen "fizik" lafı senin engin hayalgücünde çağrışımlara vesile oldu da mı ayaklandın bre dürzü? Yoksa şahsına hitap eden her dişi mi sende bu etkiyi yaratıyor?" demek istiyorum kendisine.

Bir tarafta entellektüeliteden ölen elit bir güruh var, "Seksi tabu olmaktan çıkaralım arkadaşlaaaar" motivasyonuyla her yerde söylemler döşüyor -ki zaman zaman kendimi bu akıma kaptırma gafletinde bulunuyorum. Her sefer ağzımın payını alıp nerede yaşadığım hatırlatılıyorum allahtan- diğer yanda da "Ağbi oha yeaa kaşara bak, seksli meksli konuşuyor! Bunu alacan, eve götürecen, böyle inlete inlete, kanırta kanırta..." diyen amsalak zihniyet.
Bu ne a.k? Nasıl bir çatışma, nasıl bir kutuplaşma aldı yürüdü bu memlekette? Ya modernlikten(!) her önüne gelen veren duygusal boşluk kraliçeleri, ya da bir merhabaya s.k kaldıran şehir abazaları? Yok mudur bunun bir ortası, yok mudur ağız tadıyla sevişen genç dimağlar?
Yok arkadaş, ben çekiliyorum bu sahalardan. "Güzel kızlar sıçmaz, osurmaz" ya da "Benim sevgilim otuz bir çekmez" gibi daha güvenli konularda sürdüreceğim savaşımı. Yıldım yeminle...


*Başlıkta yok ama buradan gelsin anın asabi ambiansındaki şarkı

24 Ağustos 2010 Salı

We all Live in a Yellow Submarine!

Kendi kendine psikanalizin b.kunu çıkaran insan pek sevimsizmiş, bugün sebepleriyle birlikte bunu irdeleyeceğiz:

Şimdi sen o kevaşe Bihter kendine kıydı diye ağlayacak kadar ebleh ve 10 saniye sonra ekranda beliren Mr.İvedik'in apış arası kaşımasına gülecek kadar sığ isen bizim günahımız ne?  Neden kendine yakıştırdığın -ve muhtemelen seni cool gösterdiğine inandığın- manik-depresif  teşhislerinle beynimizi darlıyorsun ki? Distimik ömrümün sebebi sensin yemin ederim! Ama tabi kabahat sende de değil, seni bu hale getiren ebeveyn bozuntularında! Şu tip analar oldukça bu tip bebeler büyüyüp bize musallat olmaya devam edecek:

Misafirliğe gittiği evin salonunu hipodrom sanmış beygir yavrusu veledini kastederek "Bizim oğlan pek hiperaktif maşallah!" diyen teyzeye biri bildirmeli: Alnının çatına okkalı şamarı vaktinde yemediğinden kelli haylaz yetişmiş çocuğuna teşhis koyup bir de bunu marifet sanman, analığının tüm kutsallığını s.kip atıyor haberin ola! Sonunda seni "Hiparektif Veloların Çilekeş Anaları" derneğinin eline vereceğim ve linç edilmekten de son anda kurtarmayacağım, uyarmadı deme!

Son sözüm size eyy gırandperıntlar! Eyyy SNS Zincirinin (Sorunlu Nesillerin Sorumluları) ilk halkasını oluşturanlar.. Evet yaşlısınız, hatta bilgesiniz, yeri gelir gül suyu kokulu ellerinizi öperiz ammaaa... Torununuz ileri zekalı değil! Hiç olmadı, hiç olamayacak! Artık lütfen bunu anlayın! O yaştaki tüm çocuklar o topu o delikten geçirmeyi başarabiliyor zaten. Hatta sizinkinin bu işlem sırasında salyasının sol dudak köşesinden akmaya başladığı göz önüne alınırsa, biraz zorlandığı ve yaşıtlarının gerisinde olduğu bile söylenebilir. Lütfen şu kuruntularınızı bir kenara bırakın, anladık torun başka bir şeymiş ama insanı aile hayatından tiksindirdiniz, hayattan soğuttunuz.

İçimde bir gram yaşama isteği kalmadı yemin ederim. Biri bana tombul şişemi getirsin...