Milliyet çok acaip bir gazete. Yani hürriyet de okuyorum mesela ama o bile bu kadar tuhaf gelmiyor. Gerçi bir an düşündüm de... Hürriyet bir gazete olarak kafamda meşrulaşmaya başladığına göre, gri hücrelerim yavaş yavaş peynir kıvamına geliyor demektir. Ürktüm! Neyse canım, ben başka bir şeyden bahsediyorum. Milliyet diyorum, akıllara zarar maşallah! Tabi ki meşhuuuur foto galerisinden bahsetmeye lüzüm dahi yok! Bugün gördüğüm şu albüm yüzünden ofisteki herkes manik olduğuma kanaat getirdi. Çünkü sandalyemden düşene dek güldüm kendi kendime. Ama allah rızası için bir bakın yaa! Resmen Bülent Ersoy olum bu!!! Sanki Bülent Ersoy, Hande Yener'e "Hacıt üstüme giyecek iki parça bir şey veriver de ben bir boy İngiltere yapıp geleyim." demiş gibi. Ay hala gülüyorum ya baktıkça...
Bu arada Sonisphere 2011 diye söylenti zıbırtmışlar. Bir line-up var ki "Biri bizle t.şak geçiyor" dedirten cinsten. Kesin kafaya alınıyoruz ama haydi hayırlısı, dedikleri doğru çıkarsa hacı oluruz allahıma. Çıkmazsa da canları sağolsun. Onun yerine paraya kıyar Bon Jovi ile avunuruz. Ön sıralardan sahneye doğru el-kol uzatan gözü yaşlı ergen kız tribine bağlarız, değişiklik olur.=> Gideri yüksek, götürülebilitesi düşük bu gibi adamlar kalbimi kırıyor!
O değil de... Ben dün tavuk suyuna makarna yaptım. Vallahi bayağı hoş oldu. Böyle tavuklarla makarnalar aynı suyun içinde pişiyor, sonra makarna o suyu çekiyor falan... Böyle anlatınca epey iğrenç durdu, midem bulandı valla ama yerken çok hoştu be. Acı falan da koydum biraz. Gelsin baharatlar, gitsin çeşniler... Ooh miss! Yemek yapmaya başlamak distimik hayatımdan sıyrılma çabalarımın ilk basamağını oluşturuyor. Afferim lan bana. MB sana puanım 9!
[Friends sevgim hakkındaysa konuşmak dahi istemiyorum. Öyle böyle değil zira kendisi! Belki bir gün ayrı bir yazı yazarım bununla alakalı.]
Öperim canlar...




