1 Kasım 2010 Pazartesi

So Tell the Girls I'm Back in Town

Şu minnacık tatili fırsat bilip kendime ufacıcık bir kaçamak verdim.
Aile denilen huzur yumağının kollarında, kuzen denilen neşeli insanların kahkahalarıyla demlendim.
Güneş içime işlesin diye bağrımı göğe açmışken üşüyen ayaklarımın sesine kulak vermedim.
Ayaktan üşüten insanın karnındaki gaz sancısını hiçbir battaniye dindiremezmiş, öğrendim.
Yabancı'nın memleketi burası diye düşünüp, "Kitap zevkimiz de tuttu deyyusla" derken sevgilimi özledim.
Puslu Kıtalar Atlası ile bulamadığım yoluma yüreğimden bir pusula çizdim.
Pompalı tüfekle koca bir kayayı vuramayıp, omzumu tüfeğe teptirmekle yetindim.
Silahlara antipatim genetik sebepli değilse de hayvan sevgim ırsiymiş, kabullendim.
Ikea'ya giren anne, yitik anne imiş, sabretmek gerekmiş, tecrübeyle sabitledim.
Sahil soğuğunda bira, palmiye gölgesinde rakı, otopark köşesinde tekilayla gülümsedim.
Ama hepsinden çok teyze mutfağının türk kahvesini özleyeceğim.
Çünkü şimdi gene "normal"in başlayıp "huzur"un tükendiği yerdeyim.
Ev(!)deyim.
Çok bilindik bir kokuyla süslenmiş, tanıdık bir tende çekeceğim uykuya hasretim.
Buyrun bu da tatilimdeki müziğim.

2 Kişi Laflar Hazırlamış:

Telekinesis dedi ki...

ohh be! tam yeri

''ben raadım sülalem raad''

mentally blind dedi ki...

Ahaha! Aynen öyle(ydi)!
O da bitti be hacıt, döndük geldik gene!